En Güzel Şiir

EN GÜZEL ŞİİR jpeg

En Güzel Şiir

En güzel şiir adlı sayfamızı, edebiyat dünyamızın önde gelen yazarlarından oluşan bir liste ile, yazmış oldukları ve unutulmaz şiirleri sizler için sıraladık. Biliyoruz ki hepsi birbirinden değerleri bu eserleri sıraya koymak pek mümkün değil. Hepsi bir gönüle; hepsi bir duyguya hitap eden bu nadide eserleri ruh haliniz ile baş başa bırakıyorum. Şiirler ,okuyanın yüreğinde farklı duygular yansıtacağından, sıralama herkese göre değişecektir. Yorumlar kısmında görüşünüzü belirtebilirsiniz..

1)- Necip Fazıl Kısakürek/ Kaldırımlar

Şairlerin Sultanı lakabı ile Türk edebiyatına damga vuran bir isim, uçarı gençliği sonunda Allah dostu bir zat ile tanışan ve hayata bakış açısı değişen; öğrencilik yıllarında Paris sokaklarını arşınlayarak kaldırımlarda ayak izi değmeyen bir yer bırakmadan hoyratça dolaşan ve nihayet ‘Kaldırımlar’ isimli unutulmaz şiiri yazan Necip Fazıl’ ı listenin başına ekleyerek Şairlerin Sultanı lakabı nezdinde kendini anıyorum…

Kaldırımlar.jpeg

Kaldırımlar

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında,
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa karışan noktasında
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık,
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
Bu gece yarısında iki kişi uyanık:
Biri benim, biri de uzayan kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor,
Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler.
Simsiyah camlarını üzerime dikiyor
Gözleri çıkarılmış bir ama gibi evler.

Kaldırımlar, ızdırap çekenlerin annesi,
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
Kaldırımlar, içimde uzayan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek bir kucakta,
Ben bu kaldırımların istediği çocuğum.
Aman, sabah olmasın bu karanlık sokakta,
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.

Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin,
İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler.
Tak… tak… ayak sesimi aç köpekler işitsin.
Yolumun takı olsun zulmetten taş kemerler.

Ne ışıkta gezeyim, ne göze görüneyim,
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
Islak bir yorgan gibi iyice bürüneyim,
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya,
Alsa bu soğuk taşlar alnımdaki ateşi.
Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi.

Necip Fazıl Kısakürek

2)- Fazıl Hüsnü Dağlarca / Ağır Hasta

Bir subay çocuğu olan şair ve yazar, 1970 yıllarından itibaren çoğunlukla çocuk şiirleri kaleme aldı. Sade ve anlaşılır bir üslupla yazdığı şiirlerle yarım asırdan fazla süredir edebiyat dünyasında, gönül teline dokunmakla duyguları coşturdu. Okudukça insanı çocukluğuna götüren ve annesini özleten bir duygu yoğunuğu içinde ‘Ağır Hasta’ şiirini kaleme aldı. Belki de hiç bir hastalık bu kadar güzel anlatılmamıştır…

Ağır Hasta

Üfleme bana anneciğim korkuyorum
Dua edip edip, geceleri.
Hastayım ama ne kadar güzel
Gidiyor yüzer gibi, vücudumun bir yeri.

Niçin böyle örtmüşler üstümü
Çok muntazam, ki bana hüzün verir.
Ağarırken uzak rüzgarlar içinde
Oyuncaklar gibi şehir.

Gözlerim örtük fakat yüzümle görüyorum
Ağlıyorsun, nur gibi.
Beraber duyuyoruz yavaş ve tenha
Duvardaki resimlerle, nasibi.

Anneciğim, büyüyorum ben şimdi,
Büyüyor göllerde kamış.
Fakat değnekten atım nerde
Kardeşim su versin ona, susamış.

Fazıl Hüsnü Dağlarca

3)- Yahya Kemal Beyatlı / Sessiz Gemi

Üsküp’ lü olan şairin asıl adı Ahmet Agah’ tır. Siyaset bilimi okumuş, aynı zamanda edebiyat ve tarih öğretmenliği de yapmıştır. ‘Esrar’ lakabıyla şiir yazmayı ve tarihin izlerini milliyetçilik  duygusuyla harmanlamayı,  coşkun bir anlatımla süslemiştir. Değerli şairimizin, Sesiz Gemi şiirini listeye ekleyip bir meçhule doğru demir alıyoruz…

Sessiz Gemi.jpeg

Sessiz Gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Yahya Kemal Beyatlı

4)-Cahit Sıtkı Tarancı / Otuz Beş Yaş

Dönemin en çok okunan şairleri arasında, yaşamayı ve aşkın üstünlüğünü öven üslubuyla sevilen bir şairdir Cahit Sıtkı. Aynı zamanda ikinci kitabının adını taşıyan 35 Yaş adlı şiiri elbetteki bu listede olacaktı..

35 yaş.jpeg

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

N’eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.

Cahit Sıtkı Tarancı

5)-Orhan Veli Kanık / İstanbul’ u Dinliyorum

Bir garip Orhan Veli’ yi anlatmak kadar zor olan şey, şiirlerinde duygusal olamamaktır. Hangimizin baharında, ‘Öyle bir havada gel ki vazgeçmek mümkün olmasın’ rüzgarı esmedi? Hangimiz, gözlerini kapadığında İstanbul’ un sesi kulaklarını okşamadı? Hangimizin anlatamadıklarını;’Anlatamıyorum’ deyip anlatmaya çalışmadı? Genç yaşta aramızdan ayrılan şairi, bu ölümsüz eseri ile saygıyla anıyoruz…(Allah’ ın Rahmeti Üzerlerine olsun)

İstanbul'u Dinliyorum jpeg

İstanbul’u Dinliyorum

İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Birşey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul\’u dinliyorum.

Orhan Veli Kanık

5)-Mevlana Celaleddin-i Rumi/ Etme

O bir alim ve Allah dostu bir veliydi. Sabrın ve hoşgörünün savunucusu, tasavvuf yolcusu; aynı zamanda aşkın varlığını taşıyan büyük bir düşünürdür. Şems-i Tebrizi ile karşılaştıktan sonra derinleşen ruh ikliminde Allah aşkı ile yanıp kavrulmuştur. Bu yoldaki yoldaşı, dostu Şems’ in bir zaman sonra gitmesiyle ‘Etme’ şiirini yazdığı söylenmektedir. O nun bu sitemine derttaş olmamak mümkün değil..

 

Mevlana Etme Şiiri jpeg

ETME

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme

Mevlana Celaleddin-i Rumi

Öncekini Oku

Taştın Yine Deli Gönül Şiiri – Yunus Emre

Sonrakini Oku

Hayat Denizde Güzel

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Popüler