Senfonik Şiir

senfonik şiir nedir

Senfonik Şiir Nedir?

 Senfonik şiir, müzikte bir konu, olay ya da şiirsel içerikli metinden kaynaklanan ve bu temel üzerine yazılmış orkestral bir formudur. Ludwig van Beethoven’ın   Egmont, Cariolan ve 3. Leonore uvertürleri ile bunların daha çok ya da az dramatik ardılları senfonik şiirin ilk örnekleri sayılabilir. Felix Mendelssohn Bartholdy ve Hector Belioz’un konser uvertürleri de Franz Liszt’in senfonik şiirlerine önayak olmuştur. Bunlardan biri Hugo’nun “Ce qu’on entend sur la montagne” satırları üzerine yaratılmıştır ve Liszt’in 12 senfonik şiirinin ilkidir. (1848-58).

 Senfonik şiir, ilk kez Franz Liszt tarafından yazılmıştır. Geleneksel bölümlerden oluşan senfoni yerine, senfoniyi tek bir bölüm olarak düşünmüştür. Ses şiiri de denilebilir; çünkü amaç, dinleyiciye uzun ama anlatılmak isteneni yaşatacak şekilde, tek solukta bir hikâye anlatmaktır. Bu da sanatta romantik dönemin karakteristik özelliklerinden biridir.

 Senfonik şiir, Bohemya’da ve Rusya’da ulusalcı fikirler için bir araç olmuştur. Bedrich Smetana 1857’de edebi konular üzerine birkaç senfonik şiir yazdı ve bu eserler kesinlikle Liszt etkisi göstermektedir. Altı eseri kapsayan ve bölümlerinden birisi de “The Moldau” olan “My country” adlı eseri Çek tarihi ve kültürü üzerine yazılmış bir eserdir. Bu eserin başarısı bir yana ondan sonraki kuşak genç besteciler için büyük bir kaynak olmuştur, özellikle Antonin Dvorak ve Joseph Suk. Rusya’da Mikhail Glinka’nın “Kamarinskaya” sı (1848) Mily Balakirev’in senfonik şiirleri için de bir ön ayak görevini görür. Alexander Borodin ve Modest Mussorgsky ulusal konular, Peter İlyiç Çaykovski ise tersine “Romeo & Juliette”, Hamlet” ve “Francesca da Rimini” için edebi bir dile başvurdu. Senfonik şiir için en iyi örneklerden biri kabul edilen “Francesca da Rimini” büyük İtalyan yazar Dante’nin en önemli eseri “La Divinia Comedia” dan alıntı bir konudan bir bölümü işler.

 Caesar Franck, Liszt’ten önce Hugo’nun “Ce qu’on entend sur la montagne” adlı yapıtı üzerine orkestra için bir eser yazmıştı fakat bu eser 1870’lerde gündeme geldi, “The New Society National” tarafından desteklenerek. Camille Saint-Seans’ı ise “Le rouet d’Omphale” ve “Danse macabre” ile V. d’Indy ve Duparc takip etti ve 1876’da C. Frank senfonik şiir yazmaya tekrar başladı, önce “Les Eolides” sonra da “Le chasseur maudit” ile “Les Djinns” adlı eserlerini yazdı. Fransız senfonik şiirleri arasında Ducas’ın “L’apprenti-sorcier” adlı eseri parlak bir öyküsel yapıya sahiptir.

 Richard Strauß, senfonik şiir (Symphonic poem) yerine “Tonepoem” terimini yeğledi. İlk senfonik şiirleri onun erken kariyeri için repertuarına büyük katkıda bulundu. Bunlar “Don Juan, “Till Eulenspiege”l, “Also sprach Zarathustra” ve “Don Quixote” adlı eserleridir. Bu eserlerinde orkestrasyon açısından bütün kabiliyetini kullandı ve eserlerini detaylı bir kontrapuan içinde ördü, kromatizm ve armoniyi kullanışı ve temaları geliştirimi nasıl becerikli bir besteci olduğunun kanıtıdır. Bu akımın pek tanınmayan kahramanlarından birisi de şüphesiz Polonyalı Mieczyslaw Karlowicz’dir. Son 6 eseri olan senfonik şiirleri onun Polonya’nın en büyük sanatçılarından biri olmasını sağladı. 1906-8 yılları arasında yazdığı
“Stanislaw i Anna Oswiecimowie” adlı en büyük eseri onun ne kadar parlak bir sanatçı kimliği olduğunun göstergesidir.

Öncekini Oku

Deneysel Şiir

Sonrakini Oku

Satirik Şiir

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Gönderiler