Vaveyla

vaveyla

Vaveyla

Hiç birşeyim yok anlatacak sana
Ne yüreğimde kaftanlı acılarım var
Ne de dudağımda öksüz bir sitem
Senin gözlerinde tuzlu kum taneleri,
Vaveylalar benim bitmez çilem!

İklim iklim her yerim coğrafya atlası
Kimi batıdan kuşatmış kimi doğudan
Bir yerde kış kıyamet bir yerde boran
Hiç bir şeyim yok anlatacak sana,
Ne suskunluğum dudağımda zehir taciri
Ne akrep kuyruğundan acı bedduam
Fikriyatım, doğuştan hilkat garibesi!

Ahir zamanın süt çocuğu, büyüdü şiirlerim
Faydasız, kifayetsiz, neşesiz ve sensiz
Gül rengim kan kırmızı, ecel çeşmesi!
Musluğundan akar en berrak nazarlarım,
Latifeden örülmüştür incecik gök kubbesi.
Berzahtan gelir bir yudum tasavvur,
Ömür sürer hikayesi yavrucağım.

Savaşlardan arda kalan bir çocuk gibi
Anasız, babasız ve necip kaldı dünya
Dirhem dirhem dağıldı huzur, kucak kucak acı
Ne talihsiz bir zamanda geldin yavrucağım
Arkadaşların yüzü koyun kumsallarda kum tanesi
Oynaşıyor incecik saçları, köpük köpük dalgalarda.
Bak, gördün mü filiz vermiş şurada bir tanesi
Kim demiş Aylan’ lar uykusuz ve üşür soğukta
Onlar ki, şimdi hurlikaların can pervanesi!

Ne zaman ki unuttuk en temel hüvviyeti,
Saatler işlemez oldu, ahengi bozuldu zamanın
Gözlere indi perde, buğulandı renkler
Merhametin ibriğine dadandı kör başlı yılan
Bülbülün sesi yem oldu tiryaki kargalara
Sen ki bu sonsuz aleme inen nurlu ceylansın
Gafur ellere, okşanacak bir baş olmasın
Yakızmaz sana bu yurtta sessiz mevtan olmak
Bir afacan neşat olmalısın, uyanmalısın!

Bağban geldi, gül fidana kıydı yavrucağım
Hiç bir şeyim yok anlatacak sana!
Şiirlerim var acıdan, yokluktan ve senden
Ne dudağımda öksüz bir sitem var;
Ne sana kalan miras, bahtiyar bir gün benden.
Benim içimde sarılmamış nice yaralar var,
Senin gözlerinde, oynaşan tuzlu kum taneleri…

Şiirlerim sensiz büyüdü, mahzun ve tenha
Göçmen kuşlarla gitti birer birer gülüşlerim
Umudumun gölgesi kısaldı, şimdi senin boyunda!
Işıksız mahzenlerde can çekişen iman cevherim,
Mutaasıp düşlerin çıkmazında tutsak ve susuz.
Zulme baş kaldıran iradem süfyanın boyunduruğunda
En taze nesiller ki gözleri mahmur ve uykusuz
Muhayyer hayrata gem vurmuş zalimin kuyruğunda

Hiçbir şeyim yok anlatacak sana yavrucağım
Ne yüreğimde kaftanlı acılarım var
Ne de denizlerde susuzum senin kadar
Şiirlerim var acıdan, yokluktan ve senden
Faydasız, kifayetsiz, neşesiz ve sessiz
Benim gözlerimden sızan bir ince yaş var!
Senin, gözlerinden akar deryalar…

Bekleme beni gelemem, sen kaldır başını ve koş!
Cennet vadilerinde bir Peygamber var, çileli!
Biner omuzlarına tasası ümmetin, kainata sığmaz.
Saçlarına sarılmıştır şefkatten kesif bukleler,
Uhud’ tan yadigar kırık bir dişi vardır, aldırmaz!
O ki; merhameti yeryüzüne sığmaz, sever çocukları!
Bir o anlar yetimlerin halinden, uzatta okşasın başını.

Orada yitiktir zaman, ravzaya açılır tüm kapılar
Huma kuşlarının kanatlarında gezer sonsuz keramet
Adaletin en keskin kılıcını taşır Ömer’ in elleri
Duyulurken ezan sesleri Zeyd’ in dudaklarından,
En berrak ırmakların kevserleri akar, sular gönülleri!
Edebinden nurlar dökülür dilrübaya Hz. Osman’ ın
Vakkas’ ın okundan salınır şehadet nağmeleri.
Ve açarken saadet ikliminin çiçekleri sidelyalar
Halime Annemiz’ in ellerinden kokla en nadide Şukufeleri

Hiçbir şeyim yok anlatacak sana, sen anlat yavrucağım
Merhameti anlat, sevmevi anlat, insan olmayı anlat bana
Kuşlarla konuşmayı, denizle sımsıkı kucaklaşmayı anlat
Susuzken ıslanmışlığı anlat, uykusuzken uyumayı anlat!
Yeryüzü annen oldu, gökyüzü baban, şimdi senindir bu deniz
Benimse şiirlerim var faydasız, kifayetsiz ve sensiz!

Aylan bebeklerin anısına…
Önder Özkaran 30.03.2022

Read Previous

Parasız Yatılı

Read Next

Çocukluğum

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Most Popular